Evliyanýn büyüklerinden Seyyid Muhammed Salih “kuddise sirruh” hazretleri, bir gün sevdiði bir gence;
- Evladým ilk yapacaðýn iþ, Ýslamiyet’i öðrenmek olsun, buyurdu.
Ve sordu ona:
- Bu konuda Efendimiz “aleyhisselam” ne buyuruyor, biliyor musun?
Delikanlý merak etti:
- Ne buyuruyor efendim?
- Bir kimse, dinini öðrenmek için, hatta dinden bir mesele öðrenmek için evinden çýksa, dinini öðreneceði zatýn evine gidinceye kadar, o yola melekler kanatlarýný döþerler.
Genç merakla sordu:
- Neden efendim?
- Bu þerefli kul benim üstüme bassýn da ben de þerefleneyim, diye.
Ve ilave etti:
- Bu, dinini öðrenmek için giden kiþiye verilen sevabtýr. Ya öðretmek için giderse? Yani birine bir din kitabý verirse, veya kitap verilmesine sebep olursa, yani birisi onun elinden dinini öðrenirse, ona verilen sevab elbette daha fazla olacaktýr.
Dinimizin iki esasý
Bir gün de sevdiði bazý gençlere;
- Evlatlarým, dinimizin iki esasý vardýr, buyurdu. Biri öðrenmek, diðeri öðretmek.
Ve izah etti:
- Dinini öðrenmek için evinden çýkan kimseye, gökteki kuþlar, karadaki hayvanlar, denizdeki balýklar istiðfar eder, “Yâ Rabbi bu kulunu affet!” diye ona dua ederler.
Ve ilave etti:
- Dinimizin en büyük düþmaný, cehalettir. Onun için nerede ilim varsa orada Ýslamiyet vardýr. Nerede Ýslamiyet varsa, orada ilim vardýr. Ýlimsiz din olmaz.
Þöyle özetledi:
- Onun için Ýslamiyet’i öðrenmek çok büyük bir ibadet ve çok büyük sevabtýr.
|