Gönül Sultanları.com >  1001 Güzel Menkîbe > Ecel çok zaman ani gelip yakalar > Ýçeri gel!
Ýçeri gel!
Muinüddin-i Çeþti hazretleri “rahmetullahi aleyh”, Resulullahýn “aleyhisselam” Ravda’sýný ziyarete gittiðinde, Efendimiz “aleyhisselam” mübarek kabrinden, bizzat kendi sesiyle onu yanýna çaðýrmýþtý.

O, bu sesi duyunca, aðlamaya baþladý sevincinden.
Gözlerinden yaþlar dökerek ve salevat okuyarak ilerledi Ravda'ya.

Ravda'nýn kapýsýnda, edeble beklerken;
- Ýçeriye gel! diye, bir ses duydu.

Efendimizin “aleyhisselam” sesiydi bu da.
Mahcub bir halde Ravda’ya girdi ve Resul-i kibriya’yý “aleyhisselam” görmekle þereflendi.

Efendimiz “aleyhisselam” kendisine;
- Ya Muinüddin! Git, Hindistan’da benim dinime hizmet et! buyurdu. Orada, benim evladýmdan Hüseyin adýnda biri küffârla savaþýrken þehid düþtü. Bu diyar neredeyse kâfirlerin eline geçecek. Durma, hemen oraya git!

Ve ekledi:
- Sen oraya varýnca, kâfirler maðlub olur ve o diyar Ýslam’ýn nuruyla aydýnlanýr.

Sonra da bir nar verip;
- Al bunu. Buna bakýp, Hindistan’ýn yolunu bulursun, buyurdu.

Mükemmel bir haritaydý

Muinüddin-i Çeþti hazretleri, Resulullahýn “aleyhisselam” mübarek elinden aldý o narý.
Baktýðýnda, daðlarý, ovalarý, nehirleri gördü o narýn üzerinde.
Mükemmel bir haritaydý yani.

Resulullahýn “aleyhisselam” mübarek ruhuna bir Fatiha okuyup, kýrk kiþiyle birlikte düþtü Hindistan yollarýna.

Daðlar, tepeler aþtýlar.
Nihayet selametle, Ecmir’e ulaþtýlar.

Yorgun ve açtýlar.
Bir inek satýn aldýlar orada.
Onu kesip etinden yemek yapýyorlardý her gün.

Ancak o yerin halký ineðe tapýyorlardý.
Bunu öðrenince, bir meydanda toplanýp, taþlarla, sopalarla bunlarýn üzerine saldýrdýlar.

Muinüddin-i Çeþti “rahmetullahi aleyh”, yerden bir avuç toprak alýp saçtý o kâfirlerin üzerine.

O topraktan, kime isabet ettiyse, anýnda taþ kesilip, olduðu yerde kala kaldý. Bir santim ileriye yürüyemiyorlardý.

Aciz kalýp geri döndüler mecburen.
Gidip bu harikulade hali meþhur Cinlerine haber verdiler.
Ve onu, kendilerine yeni baþkan seçip, müminlere bir daha saldýrýya geçtiler.

Lakin o Cin Muinüddin-i Çeþti hazretlerini “rahmetullahi aleyh” görünce yaprak gibi titremeye baþladý birden.

Sonra gelip hürmetle kapandý ayaðýna.
Ve huzurunda imanla þereflendi.

Diðerleri dönüp hükümdara geldiler.
Ve bu gördüklerini haber verdiler ona.

Hükümdar müþrik idi.
Duyduklarýna inanamadý.
Hayretler içinde kaldý.

O devirde sihirbazlýk iþinde meþhur olan, Ecipal isminde biri vardý ki, hükümdarýn ümidi, bu sihirbazdaydý artýk.
O da, kendisine çok güveniyordu.

Hükümdarýn huzuruna çýkýp;
- Hükümdarým, bu iþi bana býrak. Onlar, benim sihrimin karþýsýnda tutunamaz, giderler, dedi.

Sonra bütün avenesini arkasýna takýp, kendi de bir Ceylan postuna oturup, büyük gürültülerle, baðýrýp çaðýrarak geldiler.

Kendisi, uçarak geliyordu.

Muinüddin-i Çeþti hazretleri, gelenleri görünce, müminlerin etrafýna bir çizgi çizdi ve;
- Sakýn bu daireden dýþarý çýkmayýnýz! buyurdu.

Sihirbaz Ecipal ve avanesi, bu daireden içeri giremediler.
Çok uðraþtýlar, ama muvaffak olamadýlar.
Halbuki bu Ecipal sihirbazý, dünyaca meþhurdu.

Bu hali görünce hayretinden;
- Hayýr, hayýr, olamaz! dedi. Dünyada benim gibi bir sahir yokken, bir insanýn karþýsýnda nasýl maðlub olurum.

Zira hiçbir þey yapamýyordu bu büyük Veli’nin karþýsýnda.
Bütün sihirlerini denedi birer birer.
Kâr etmedi.

Daðlardan, milyonlarca yýlanlarý, sihir yaparak gönderdi bu müminlerin üzerine.

Yýlanlar, sürüler halinde dere tepe aþtýlar.
Sular gibi akarak, onlara ulaþtýlar.

Ama, o çizgiye gelince zýnk diye durdular.
Bir santim bile giremediler içeri.
Bu sihir de tutmamýþtý.

Bunda da aciz kalýnca, bu defa sihirle üstlerine ateþ yaðdýrmayý denedi.
Dört bir yandan ateþler gönderdi üzerlerine.

Ama tek bir kývýlcým bile giremedi o çizgiden içeriye.
O meþhur sihirbaz maðlup ve meyus halde geri döndü mecburen.

Hükümdara gelip;
- Ýzin ver, tek baþýma gideyim, dedi.

Ve bir ceylan derisinin üstüne oturup, havada uçarak geldi müminlerin üzerine.

Ve Muinüddin-i Çeþti hazretlerini tehdit etmeye baþladý uzaktan.
Bu hali, hýrlayan bir köpeðe benziyordu aynen.

Büyük Veli, o sihirbaza;
- Sen, yerde ne yaptýn ki, havada ne yapacaksýn? buyurdu.

Bu söz üzerine sihirbaz, postunun üzerinde göðe doðru yükselmeye baþladý. Tâ ki görünmez olunca, Muinüddin-i Çeþti hazretleri, pabucunu çýkardý.

Ve havaya fýrlatýp;
- Haydi sen de havaya çýk da, o sihirbazýn baþýna vura vura indir onu aþaðý! buyurdu.

Pabuç, süratle yükselip, yetiþti o kâfire.
Ve baþýna vura vura indirdi onu yere.

Artýk sihir yapmaya mecali kalmamýþtý.
Piþmanlýk duygusu kaplamýþtý içini.
Üzüldü, mahcup oldu ve bu duygular içinde kapandý Muinüddin-i Çeþti hazretlerinin ayaðýna.

Büyük Veli, onu kaldýrýp, bir bardak su ikram etti.
Ecipal onu içince, kalbi Ýslam’a döndü birden.
Hidayet nuruyla aydýnlandý.

Ýmanla þereflendi

Yapacaðý tek iþ vardý artýk.
Kelime-i þehadeti söyleyip imanla þereflendi.

Muinüddin hazretleri “rahmetullahi aleyh” ona;
- Ey Ecipal, bir arzun varsa söyle, buyurdu.

Ecipal, fevkalade hürmet göstererek;
- Tek arzum var, dedi.
- O nedir?

- Sizin gibi üstün insanlarýn, riyazetler çekerek en son ulaþtýklarý en üstün makama kavuþmak istiyorum. Mümkünse tabii.

Büyük Veli;
- Pekâlâ, buyurdu.

Ve merhametle bir nazar etti ona.
O nazarla tasavvufun en yüksek mertebesine çýktý.

Ecipal, iman ve hidayete kavuþup, Evliyalýkta da çok yüksek bir makama ulaþýnca, Muinüddin-i Çeþti hazretlerine;
- Efendim, münasip görürseniz þöyle merkezi bir bölgede ikamet eyleseniz de insanlar size daha kolay gelip istifade etseler, diye arzetti.

Muinüddin-i Çeþti “rahmetullahi aleyh”, uygun gördü bunu.
Ve bulunduðu yerden göç edip, þehrin tam merkezine taþýndý o gün.

Sonra da yanýndaki müminlere;
- Gidiniz, þu gafil hükümdara putperestliði býrakmasýný söyleyiniz! buyurdu.

Onlar da gidip;
- Ey hükümdar, Muinüddin-i Çeþti hazretleri, sizin için; (Eðer putperestliði býrakýp da iman etmezse, ahirette çok piþman olur, âh eder, ama bu piþmanlýðýn faydasý olmaz) buyuruyor, dediler.

Böyle söyledilerse de, yine imana gelmedi.
Ýnat etti küfründe.

Büyük Veli gadaba geldi

Geri dönüp durumu söylediler.
Muinüddin-i Çeþti hazretleri gadaba geldi.
Gayretine dokundu.

O yakýnlarda bir Ýslam hükümdarý vardý ki, o gece onun rüyasýna girerek;
- Ey sultan! Askerinle bu diyara gel ki, Hindistan sultanlýðý sana müyesser olacak, buyurdu.

Sultan uyanýp, çaðýrdý âlimleri huzuruna.
Gördüðü rüyayý anlatýp;
- Bunun tabiri nedir? diye sordu.

Âlimler;
- Ey sultan, rüyanýz mübarektir, dediler. O zatýn dediðini yapýnýz. Ordunuzu alýp, acele o diyara gidiniz.

Sultan;
- Peki, dedi onlara.

Ve sürdü ordusunu Hindistan’a.
Hiçbir mukavemetle karþýlaþmayýp, koca Hindistan ülkesini fethetti baþtan baþa.

Ve bu topraklar Ýslam’la nurlandý tamamen.

www.gonulsultanlari.com