Evliyanýn büyüklerinden olan Muinüddin-i Çeþti “rahmetullahi aleyh”, yedi günde bir lokma kuru ekmeði, suya batýrýp katýksýz yer ve þükrederdi.
Hýrkasý eskiseydi, kendisi yamar, sonra yine eskiyince yama üstüne, tekrar yama yapardý.
Bir seyahatte Beytullah'a uðradý bir gün.
Kâbe’yi tavaf edip, dua etti Allah'a.
Oradan, Medine'ye geldi ve Ravda-yý þerifte Resul-i müctebayý “aleyhisselam” baþ gözüyle gördü.
Þöyle ki;
Mescid-i Nebi'ye girer girmez, Ravda’dan;
- Yâ Muinüddin, gel! diye bir ses iþitti.
Bu ses, bizzat Resulullahýn “aleyhisselam” mübarek kabrinden geliyor ve;
- Bana, Muinüddin'i çaðýrýnýz! diyordu.
Türbedar, cemaatin arasýnda dolaþarak;
- Muinüddin! Muinüddin! diye seslenmeye baþladý.
Birkaç yerden;
- Buyur! buyur! diyenler olunca, þaþýrdý.
Ravda’ya geri geldi ve;
- Hangisi gelsin? diye sordu.
Ve edeble cevap beklerken;
- Çeþti olaný gelsin! buyurdu Efendimiz “aleyhisselam”.
O zaman cemaate hitaben;
- Efendimiz “aleyhisselam”, Muinüddin Çeþti'yi çaðýrýyor! diye seslendi.
Büyük Veli, edeble Ravda’ya yaklaþtý.
Ve baþ gözüyle gördü Efendimizi “aleyhisselam”.
Öyleyse ölüme hazýrlan!
Bu zat, nasihat isteyen bir gence;
- Evladým, Azrail “aleyhisselam” ruhunu almaya gelirse, kov gitsin! buyurdu.
Delikanlý þaþýrdý:
- Nasýl olur efendim? Melek hiç kovulur mu?
- Öyleyse þimdiden ölüme hazýrlan!
Sonra buyurdu ki:
- Mezarda, Münker-Nekir melekleri gelince, kov onlarý da. Seni suale çekmesinler.
- Onlarý da kovamam efendim.
- Öyleyse kabir suallerine cevap hazýrla.
|