Þakik-i Belhi “rahmetullahi aleyh”, Belh þehrinde yaþýyan büyük Velilerdendir.
Gençliðinde tüccarlýk yapýyordu.
Ve bir zaman mal almaya Türkistan’a gitmiþti.
Orada dolaþýrken bir puthane görüp içeri girdi.
Baktý ki, yaþlý bir adam, bir putun önünde ibadet ediyor.
Yanýna yaklaþýp sordu:
- Ne yapýyorsun böyle?
- Ýbadet yapýyorum.
- Niçin cansýz bir puta tapýyorsun? Bu putun, ne kendine faydasý olur, ne de sana. Halbuki seni yaratan bir ilah var ki, Ona tapan, her türlü muradýna kavuþur. O hakiki ilah, Allahü teâlâdýr.
Putperest;
- Söylediðin doðruysa, niçin yurdundan çýkýp da tâ buralara geldin? dedi. Bahsettiðin o Allah sana rýzýk verirken, sen gelmiþ, buralarda rýzýk arýyorsun. Yazýklarý olsun sana.
Hazret-i Þakik, çok haklý buldu adamýn sözlerini.
Ve oradan ayrýlýp, tuttu Belh'in yolunu.
Nereden geliyorsun?
Bu defa da bir mecusiye rastladý yolda.
Mecusi sordu kendisine:
- Buraya niçin geldin?
- Ticaret için.
- Nereden geliyorsun?
- Belh þehrinden.
- Bunun için geldiysen yazýklar olsun. Rýzýk için Belh’ten kalkýp da tâ Türkistan’a gelinir mi hiç?
Ve ekledi:
- Kýsmetinde olmayan bir rýzkýn peþindeysen, yýllarca gezsen de, ele geçiremezsin. Kýsmetini arýyorsan, niçin arkasýnda koþuyorsun? O, senin için ayrýlmýþtýr. Aramana lüzum yok. Gelip bulur seni.
Onun bu sözlerini de çok beðendi.
Ve o gün soðudu dünyadan.
Ahirete çevirdi yüzünü.
Kendi kendine;
“Bana, önce ahiret lazým. Öyleyse önce dinimi öðrenmeli, sonra da öðrendiklerimle amel etmeliyim. Hem sonra Hak teâlâ beni ibadet için yarattý”, dedi.
Böyle düþünüp, ilme verdi kendini.
Ve Ýslam ilimlerini öðrendi önce.
Ve çalýþýp, büyük evliya oldu.
Kararmýþ gönülleri, iman nuruyla doldurdu.
|