Çok soðuk bir günde Biþr-i Hafi hazretleri “rahmetullahi aleyh” üzerine ince birþey giyip dýþarý çýkmýþtý.
Soðuktan titriyordu.
Bir Müslüman Onu böyle görünce;
- Efendim, bu soðuk havada neden böyle ince giydiniz? diye sordu.
Cevaben;
- Fakirleri hatýrladým, buyurdu. Onlarýn halleriyle hallenmek istedim.
Ve ilave etti:
- O garipler üþürken, kalýn þeyler giymek içime sinmedi.
Neyi paylaþýrlarmýþ?
Bir gün de kabristandan geçerken kalb gözüyle bakýp,
Mevtalarýn toplanmýþ bir þey paylaþtýklarýný gördü.
Çok merak etti.
Durdu ve;
- Yâ ilahi! Onlarýn neyi paylaþtýklarýný bilmek istiyorum, diye niyaz etti.
Kulaðýna gaibten;
- Merak ettiðin þeyi, kendilerine sor! nidasý geldi.
Bu emirle sordu bir mevtaya:
- Böyle neyi paylaþýyorsunuz?
Mevta cevaben;
- Üç gün önce, salih bir zat bir Fatiha okuyup hediye etmiþti bu kabristandakilere, dedi. Onun sevabýný paylaþmakla meþgulüz. Üç gün oldu, hâlâ bitiremedik.
Herkesin imaný bir midir?
Bir gün de bazý sevdikleri;
- Efendim, bizim imanýmýzla Allah dostlarýnýn, Evliya zatlarýn imaný bir midir? diye sordu.
Cevabýnda;
- Bir deðildir, buyurdu. Onlarýnki kâmil imandýr. Yani onlarýn imaný, bizimkinden daha nurlu ve parlaktýr.
- Neden parlaktýr hocam?
- Ýbadetleri çok olduðu için. Yani ibadetle, imanýn kendisi deðil, parlaklýðý artar. Mesela müminlerin imaný, Peygamberlerin “aleyhimüsselam” imaný gibi olmaz. Peygamberlerin “aleyhimüsselam” imaný, ibadetlerle çok nurlu ve parlak olmuþtur.
|