Cafer-i Sadık hazretleri “kuddise sirruh”, İslam âlimlerinin gözbebeklerindendir.
Dedesinin dedesi Server-i kâinattır “aleyhisselam”.
Din ve fen bilgilerinde söz sahibiydi.
Davud-i Tai hazretleri, bir gün Cafer-i Sadık hazretlerinin yanına geldi.
Ve kendisine;
- Ey Cafer! Sen, Resulullahın “aleyhisselam” torunusun. Bana nasihat et de kalbim huzur bulsun, diye ricada bulundu.
Hazret-i Cafer;
- Sen zahid birisin. Benim nasihatıma ihtiyacın var mı? dedi.
- Evet var. Çünkü sen evlad-ı Resul’sün. Bunun için bütün Mekke halkından üstünsün ve her Müslüman senin nasihatına muhtaçtır.
Bu, soy işi değildir
Cevabında;
- Ey Davud, bu iş, soy işi değildir, buyurdu. Orada yalnız halis amellerden insana fayda gelir.
Ve izah etti:
- Ceddim Resul-i ekrem “aleyhisselam”, mahşerde bana; (Ey oğlum! Niçin bana tam uymadın?) buyurursa, ben ne yaparım?
Hazret-i Davud bunu duyunca, başladı ağlamaya.
Kendi kendine;
- “Yâ Rabbi, o Cafer-i Sadık ki, Resul’ün torunu, ilim ve marifette, cihanda tektir. Sözleri, yaşayışı, senettir. Buna rağmen, o böyle korkarsa, yarın mahşer günü Davud'un hali nice olur?” diyordu yaşlı gözlerle.
Kim kimi severse
Bir gün de sohbetinde;
- Allah adamlarını çok sevin ve onların hayat tarzını kendinize örnek alın, buyurdu.
Ve ekledi:
- Allah dostlarını sevmek, ihlasını arttırır insanın.
Sordular:
- Efendim, bu dünyada kim kimi seviyorsa, ahirette de onunla beraber olacakmış, öyle mi?
- Evet öyledir. Peygamber efendimiz “aleyhisselam”; “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyuruyor.
|