Gönül Sultanları.com >  1001 Güzel Menkîbe > Eden kendine eder > Mahþer sýkýntýsý
Mahþer sýkýntýsý
Mahþerin sýkýntýsý dayanýlmaz hâl alýnca, mahþer halký, bundan kurtulmak için çare ararlar.
Önce Adem aleyhisselama gidip dert yanarlar:

- Ey babamýz! Ey hazret-i Adem! Sen, Peygamberlerin ilkisin ve çok þereflisin. Bu mahþer meydanýnda halimiz pek fenadýr. Dayanacak gücümüz kalmadý. Ne olur, bize þefaat et ki, baþlasýn hesabýmýz. Hak teâlâ ne hüküm verirse, razýyýz.

Adem aleyhisselam, kendini buna layýk görmeyip özür diler:
- Siz Nuh Peygambere gidin!

Mahþer halký, bin sene müþavere edip,
Nuh aleyhisselama varýrlar:
- Ya Nuh! Ne olur, bize þefaat et ki, Rabbimiz baksýn hesabýmýza. Artýk dayanamýyoruz.

Lakin O da kendini geri çekip, özür diler.
- Siz, Ýbrahim Peygambere gidin!

Onlar, yine bin sene müþavere edip, Ýbrahim aleyhisselama varýrlar.
Mahþerin sýkýntýsýna takatlarý kalmamýþtýr.

Hesabýn baþlamasý için þefaat isterler:
- Ya Ýbrahim! Sen Allah’ýn dostusun. Ne olur bize þefaat et ki, hesabýmýz baþlasýn artýk.

Fakat O da kendini buna layýk görmez.
- Siz Musa Peygambere gidin! der.

Ehl-i mahþer toplanýp, bir ümitle Musa aleyhisselama varýrlar:

Ve yalvarýrlar:
- Ya Musa! Sen kelimullahsýn. Bize þefaat et ki, Hak teâlâ hesabýmýzý görsün. Bu sýkýntýya tahammülümüz kalmadý artýk.

Musa aleyhisselam da kendini kusurlu görüp, özür diler:
- Siz en iyisi Ýsa Nebiye gidin!

Bu defa topluca Ýsa aleyhisselama varýp yalvarýrlar:
- Ya Ýsa! Ne olur bize acý! Þu sýkýntýdan kurtulmamýz için sen ol bize aracý!

Ancak o da kendini geri çeker:
- Siz Hatem-ül enbiyaya gidin. Çünkü o, Habibullahtýr ve Peygamberlerin en üstünüdür. Ümit ederim ki, O þefaat eder ve Onun þefaati kabul olur.

Ve son bir ümitle Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamýn, minberine varýr, arzederler:

- Ya Muhammed! Sen Allah’ýn Habibisin. Seni kýrmaz. Biz hazret-i Adem’e gittik. Bizi Nuh Peygambere havale eyledi. Ona gidip yalvardýk. O da Ýbrahim Peygambere gönderdi. Ýbrahim Peygamber, Musa Kelimullaha, O da Ýsa Peygambere, Ýsa Nebi de, O Habibullahtýr, Onun þefaati kabul olur diye Hazretinize havale etti bizi.

Ve yalvarýrlar:
- Senden baþka gidecek kimsemiz kalmadý. Halimiz pek fenadýr. Ne olur, sen þefaat et ki, baþlasýn hesabýmýz. Hak teâlâ, ne hüküm verirse razýyýz.

Resulullah efendimiz aleyhisselam kabul eder ve;
- Peki, Rabbim izin verirse ben þefaat ederim, buyurur.

Sonra kalkar, izzetle Arþ-ý alâya varýr.
Orada, bin senelik bir secdeye kapanýr.

Rabbini, bir mükemmel hamd ve sena eder ki, bu, Ondan gayri hiçbir kimseye nasib olmamýþtýr.

O an ehl-i mahþerin hali pek fenadýr.
Çekilen zahmetleri anlatmak mümkün olmaz.

Þöyle ki;

Çoklarýnýn haram yoldan kazandýklarý mallar, o gün, boyunlarýnda birer halka olmuþtur.
Ve öyle aðýrlaþýr ki, “büyük dað” olur sanki.

Feryat ve figanlarý gök gürlemesini andýrýr.
“Va veyla! Va sebura!” diye feryat ederler.

Onlarýn feryadýna, yer gök dayanmaz.

Ya zekatý verilmeyen mallar?
Onlar da koca bir “Yýlan” olup, sahibinin boyunlarýna dolanýr.

Öyle aðýrlaþýr ki, “deðirmen taþý” gibi olur.
O kimse feryat edip, baðýrýr ki:
- Bu nedir?

Melekler cevap verirler:
- Zekatýný vermediðiniz mallardýr.


Bunlar da zina yapanlardýr

Bazýlarý vardýr ki, avret mahallerinden, kan, cerahat ve irin akar.
Tahammülü imkansýz pis kokularý vardýr.

Bunlar da zina yapan erkek ve kadýnlardýr.

Bir kýsmýnýn dilleri, sarkmýþtýr böðürlerine.
Bunlar da iftira edenlerdir.

Velhasýl Resulullah efendimiz aleyhisselam secdede iken, Rabbimizden hitap gelir:
- Ya Muhammed! Baþýný secdeden kaldýr ve þefaat eyle. Söyle muradýný ki kabul edeyim.

Peygamber efendimiz aleyhisselam baþýný secdeden kaldýrýp yalvarýr:
- Ya ilahi! Kullarýn arasýndan iyi ve kötüleri ayýr ki, günahlarýyla rezil rüsvay oldular bu meydanda. Artýk bu azaba tahammülleri yoktur.

Resulullah efendimizin þefaatini Hak teâlâ kabul eder.
“Mizan” kurulur.
Ve ehl-i mahþer izdihamdan kurtulur.

Lakin kâfirlerin iþi zordur.
Zira girecekleri Cehennemin azabý yanýnda bu sýkýntýlar, denize nazaran damla bile deðildir.

www.gonulsultanlari.com