Dehhak bin Müzahim "rahmetullahi aleyh", Belh’de yetiþen Velilerden.
Kabr-i þerifi de oradadýr.
Bir gün talebelerinden ikisi, birbirlerine darýlýp küsmüþlerdi.
Aradan bir kaç gün geçtiði halde barýþmadýlar.
Zira herbiri, kendisini haklý, karþýdakini haksýz sanýyordu.
Büyük Veliye malum oldu bu hâl.
Ýkisinin de hazýr olduðu bir sohbette, o ikisine doðru dönerek,
- Dargýn olanlar, üç gün içinde mutlaka barýþmalýdýr, buyurdu. Ancak barýþma hususunda önce davranan, Cennete önce girecektir.
Ve ilave etti:
- Peygamber efendimiz aleyhisselam; “Ýki mümin birbirine darýldýðýnda, hangisi kusuru kendinde görür, karþýdakine Sen haklýsýn derse, ona Cennette yüksek bir köþk verilecek” buyuruyor.
Gençler duygulandýlar:
- Ne kadar güzel hocam.
- Evet. “Kefili de benim” buyuruyor Efendimiz aleyhisselam.
Hepsi de karþýlýksýz
Bir gün de birkaç sevdiðiyle sohbet ediyordu ki;
- Cenâb-ý Hak kullarýna o kadar çok nimet vermiþ ki, bunlarý saymak mümkün deðil, buyurdu. Üstelik hepsi de karþýlýksýz.
Þöyle devam etti:
- Bir a’mayý düþünün. Görebilmek için ne vermez ki? Bir felçli de, yürüyebilmek için, bir ömür baþkasýna hizmetçilik eder, hem de severek.
Ve ekledi:
- Bunlar geçici dünya nimetleri. Bir de sonsuz ahiret nimetleri var.
Sordular:
- Bu nimetlere nasýl kavuþulur hocam?
- Doðru bir “Ýman” ile kavuþulur.
- Ýman yoksa efendim?
- Ýmaný olmayanlar, sonsuz “Cehennem azabý”na duçar olacaklardýr ahirette.
|