Gönül Sultanları.com >  1001 Güzel Menkîbe > Ýmam-ý Rabbani'nin aþýðýyým > Çok nurlu ve sevimliydi
Çok nurlu ve sevimliydi
Abdülhakim Arvasi “kuddise sirruh“.
Sülale-i Resulden bir büyük zat idi.

Son asýrda yetiþen büyük alimlerdendi.
Ýlmiyle amil, büyük “Veli” idi hem.

Van’
ýn Baþkale ilçesinde geldi dünyaya.
Yirmidokuz sene kaldý Baþkale’de.

Yanýnda çok alimler yetiþti.
Güzel simalý, buðday benizliydi.

Nurlu ve sevimliydi.
Kaþlarý, hilal gibi kabarýktý ve ince.
Gözleri, görünürdü irice.

Hürmet telkin edici bir vakar sahibiydi.
Her hali uygundu Ýslamiyet’e.
Varlýðý, “Ýhsan-ý ilahi”ydi millete.

Çok da mütevazýydý.
“Ben” demezdi asla.

Derdi ki:
“Biz dahil deðiliz hesaba”

Halbuki her ilimde derya, tasavvufta, büyük "Evliya" idi.
Bir çok fen adamlarýnýn, hatta profesörlerin, çözülmez sandýklarý çetin problemleri bir kalemde çözer, aydýnlatýrdý herbirini.

Bazen de lüzum kalmazdý sormaya.
Sormadan cevaplardý müþkillerini.

Keramet göstermekten kaçýndý.
Çünkü Allah’tan hayâ ederdi.

Onda, Resulullahýn ahlaký vardý.
Sanki o devirden bugüne yadigârdý.

Misafiri çok sever, ziyaretlere giderdi.
Ýstanbul’da en büyük "üç evliya".
Murad-ý Münzavi, Mehmed Emin Tokadi, Abdülfettah-i Akri.

Bu zatlarý ziyaret ederdi ekseriya.
Kabir baþýnda oturur, ruhlarýna okur, ruhani olarak, onlarla konuþurdu.

Ölmeyi tercih ederim

Sohbetlerinde;
“Tek bir vakit namazým kazaya kalacaðýna, bin defa ölmeyi tercih ederim” buyururdu.

Bir gün de:
“Bir Veli, “Ben” demez. Zira bunu söylemek için, mevzu bulamaz” buyurdu.

Bir gün de buyurdu ki:
“Hak teâlâ, bir kula iman verdiyse, ne ki ona vermedi? Ve Allah bir kula iman vermediyse, ne ki ona verdi?”

www.gonulsultanlari.com