Evliyanýn büyüklerinden Seyyid Muhammed Salih “kuddise sirruh” hazretleri, bir gün bazý sevdiklerine;
- Kardeþlerim, henüz hayatta iken hayýrlý bir iþ yapmaya bakýn, buyurdu. Ýbadet yapýn, hayýrlý bir evlat yetiþtirin, yahut hayýrlý bir hizmet býrakýn geriye.
Ve bunu açýkladý:
- Yarýn elden ayaktan düþtüðümüz, yani musalla taþýna konulduðumuz zaman, ne namaz var artýk, ne oruç. Ne ilim öðrenmek var, ne de öðretmek. Kefenle birlikte defterler kapanacak.
Sordular:
- Herkes için mi böyle efendim?
- Bir istisnasý var. Eðer sadaka-yý cariye dediðimiz, hayýrlý bir iþ yapmýþsak, defterimiz kapanmaz. Devamlý sevap yazýlýr.
Ve misal verdi:
- Mesela birine dinden bir mesele öðretmiþsek, bir ilmihal kitabý vermiþsek, veya iyi bir evlat, iyi bir talebe yetiþtirmiþsek, biz öldükten sonra da defterimize sevab yazýlmaya devam eder. Asýl mesele bu.
Derin bir nefes aldý:
- Yoksa, ben ihtiyarlayýnca, elden ayaktan düþünce, kenarda varlýklarým olsun, kiralýk evlerim olsun diye fani bir dünya için yatýrým yapmayý düþünen bir Müslüman, nasýl olur da öldükten sonrasý için yatýrýmý düþünmez, buna akýl ermiyor.
Ve ilave etti:
- Ki o yatýrdýklarýna kavuþacaðý da belli deðil.
Akýl olan ne yapar?
Bir gün de sohbetinde;
- Aklý olan, her iþini Ýslamiyet’e uygun yapmak için çok çalýþmalýdýr, buyurdu. Âlimlerin, Salih kimselerin kýymetini bilmeli, onlara saygý gösterip edebli davranmalýdýr.
Ve ekledi:
- Nefslerinin istekleri ardý sýra koþanlarý, bid’at sahiplerini sevmeyiniz ve onlardan uzak durunuz!
- Neden efendim? dediler.
- Çünkü bid’at sahibine kýymet veren, Ýslamiyet’i yýkmaya yardým etmiþ olur.
|