Büyük Veli Seyyid Sýbgatullah-i Hizani “kuddise sirruh” hazretlerine, bir gün bazý sevdikleri;
- Efendim, Allahü teâlânýn bir kulunu sevip sevmediði nereden belli olur? diye sordular.
Cevabýnda;
- Allahü teâlâ bir kulunu sevmiþse, seçmiþse, ona sevdiði bir kulunu tanýþtýrýr ve onu sevdirir, buyurdu. O sevdiði kulunu tanýtmasý, onu sevdirmesi, onu kurtarmak istediði içindir.
Ve misal verdi:
- Mesela eshab-ý kirama, Peygamber efendimizi “aleyhisselam” sevdirdiði gibi. Onu öyle sevdiler ki, Onun uðrunda canlarýný verdiler, hem de seve seve.
Sonra derin bir âh çekti:
- Sevgili Peygamberimize “aleyhisselam” kavuþan, Onun sohbetinde oturan, Onun nurlu yüzünü görmekle, sohbetini dinlemekle þereflenen o eshab-ý kiram, ne seçilmiþ, ne sevilmiþ insanlardýr ki, o büyük Peygambere talebe oldular.
Ve ilave etti:
- Onun vârisi olan Ýslam âlimlerine, Onu anlatan büyük zatlara talebe olmak da büyük þereftir.
Sordular:
- Talebe olmak nasýl olur efendim?
- Talebe olmaktan maksat, onun kýymetini bilmek, deðerini anlamak, kitaplarýný okumak, yaymak ve gösterdiði yolda yürümektir
Gidecek iki yer var
Bir gün de sevdiði bazý gençlere;
- Öldükten sonra gidecek iki yer var, buyurdu. Bir Cennet var, bir de Cehennem.
Gençler sordu:
- Baþka yer yok mu efendim?
- Hayýr. Bu iki yer var. Ýkisi de sonsuz. Gri renk yok. Ýnsan, burada iken bir þeye karar vermesi lazým.
Ve daha açýkladý:
- Yani iki gemi var. Bunlardan hangisine bineceðine karar verip, o yolda mesafe alacaksýn. Bu karar çok mühimdir iþte. Elhamdülillah biz Cennete giden gemiye bindik. Bu gemi, Ehl-i sünnet gemisidir.
|