Ýmam-ý Ebu Yusuf hazretleri “rahmetullahi aleyh” zamanýnda bir kimsenin hiç oðlu olmuyordu.
Ama kendisi çok istiyordu bunu.
Bir gün adakta bulundu bu hususta.
Kendi kendine;
“Eðer Rabbim bana bir oðul verirse, dört karýþ boynuzu olan bir koç kurban edeceðim” diye nezretti.
Ve ona bir erkek evlat verdi cenâb-ý Hak.
Sýra nezrini yapmaya gelmiþti.
Ýyi de dört karýþ boynuzlu bir koçu nerede bulacaktý?
Ne kadar aradýysa da bulamýyordu böyle bir koç.
Bir çýkýþ yolu aradý, bu konuda.
Bir çok âlimlere sorduysa da, bulamadýlar onlar da bir çýkar yolu.
Sen Ebu Yusuf’a git!
Nihayet bir ahbabý;
- Sen, Ebu Yusuf hazretlerine git, O bu iþi halleder, dedi kendisine.
Zaten bunalmýþtý adamcaðýz.
Koþtu hemen Ebu Yusuf hazretlerine.
Anlattý derdini.
Ýmam-ý Ebu Yusuf, cevaben;
- Bu iþ kolay, ancak bir þartým var, buyurdu.
- Aman hocam nedir o þart?
- Okumak isteyenler çok, ama yeterli mektebimiz yok, buyurdu. Sen, zengin bir adamsýn, bu talebeler için geniþ bir mektep yaparsan, iþini hallederim.
Çok sevindi
Adam çok sevinmiþti.
- Baþ üstüne efendim, dedi hemen.
Ebu Yusuf hazretleri;
- Öyleyse bir koç ile bir çocuk getir bana, buyurdu.
Ýkisini getirince, karýþlattý çocuða koçun boynuzunu.
Evet, çocuðun karýþýyla dört karýþtan fazlaydý koçun boynuzu.
- Bu koçu kurban et, buyurdu.
Adam, hayran kaldý Hazret-i Ýmam’ýn ilim ve zekasýna.
Ve sözünü yerine getirdi.
Büyükçe bir mektep inþa ettirdi o beldede.
|